Home BİLİYOR MUSUN? DİZİ – 2: EVREN’E DAİR 10 UÇUK TEORİ
BİLİYOR MUSUN? - 3 hafta önce

DİZİ – 2: EVREN’E DAİR 10 UÇUK TEORİ

Bilim insanları her seferinde kulağa birbirinden daha uçuk gelen fikirler çıkardılar. İşte evren dizimizin ikinci bölümü.

Bilim insanları kainatı anlatabilmek için birçok yol denediler ve her seferinde kulağa birbirinden daha uçuk gelen fikirler çıkardılar. Uzun yıllardır evren ve geleceğine dair açıklama yapmaya uğraşan her bilim insanı birbirinden ilginç fikirler ortaya attı.

İşte dizimizin ikinci bölümü:

BAĞLANTILI HABER: DİZİ – 1: EVREN’E DAİR 10 UÇUK TEORİ

6. Çoklu Evren

Big Bang deyince CMB’nin tekdüzeliğini açıklayabilmek için enflasyon denilen çok hızlı genişlemenin ilk hamlesini varsaymak gerekir. Bazı bilim insanlarına göre evrenimiz bu enflasyonist evreden çıkınca şişen uzay denizinin içinde minik bir köpük kabarcığı kadardı. Paul Steinhardt tarafından sunulan ‘Sonsuz şişme’ denilen bu teoriye göre diğer kabarcık evrenler bu şişme denizden farklı yerlerinde sürekli oluşurken bunların tümü birleşerek çoklu bir evren oluşturuyorlar. 

Teori daha ilginçleşiyor çünkü başka evrenlerin bizim fizik kanunlarımıza sahip olmasına gerek yok, kimisi daha fazla yerçekimine sahip olabilir kimi de farklı ışık hızına. Diğer evrenleri direkt olarak gözleyemediğimizden biri bizim evrenimizle çarpışabilir bile. Bazı bilim insanları da CMB içindeki soğuk noktanın bu tür bir çarpışmanın izi olabileceğini önerdi.

7. Yerçekimini yanlış anladık

Evren teorileri yerçekiminin doğru anlaşılmasına dayanır- fizikte maddeyi geniş boyutta etkileyen tek kuvvettir.

Ancak yerçekimi tek başına bazı astronomi gözlemlerini açıklamaya yetmiyor. Bir galaksinin dış bölgelerindeki yıldızların hızını ölçmeye kalkarsak bu yıldızlar sadece görülen galaksinin yerçekimi ile zaptediliyorsalar yörüngede kalmak için çok fazla hızla hareket ediyorlar. Daha kuvvetli bir gücün galaksileri bir arada tuttuğu varsayılırsa, bunları görülen maddenin yerçekiminden daha büyük bir kuvvet bir arada tutuyor.

İki çözümden biri bilim insanlarını daha fazla cezbetmiş. Birincisi evren gözle göremediğimiz dark matter içeriyor ve bu da eksik yerçekimini sağlıyor.  İkincisi ise yerçekimi teorimiz yanlış ve onun yerine MOND’u (Modified Newtonian Dynamics) koymalıyız. Her ne kadar ne MOND ne de Dark Matter kanıtlanamadıysa da deneyler ve gözlemler devam ediyor.

BAĞLANTILI HABER: “EVREN 1 MİLYAR YIL DAHA GENÇ OLABİLİR”

8. Aşırı Akışkan Uzay Zamanı

Uzay sadece üç boyuta sahip olsa bile zaman formunda dördüncü bir boyut var.  Evreni böylece dört boyutlu uzay zamanı ile gözümüzde canlandırabiliriz. Bazı teorilere göre örneğin Stefano Liberati’nin öne sürdüğü yıldızlar ve galaksiler gibi fiziksel objeler dışında kendi içinde fiziksel bir öz cisim dediği sudan ibaret bir okyanusa benzer bir madde.

Su nasıl sayısız molekülden oluşuyorsa uzay zamanı da bu teoriye göre bizim teknolojimizin erişemeyeceği mikroskobik parçacıklardan oluşan çok derin bir seviyede bir gerçeklik.

Bu teori uzay zamanını gözde sıfır viskoziteye sahip aşırı akışkan gibi canlandırıyor. 

Bu tür sıvıların tuhaf bir özelliği de bildiğimiz sıvıların karıştırılınca dönmesi gibi bir şey söz konusu değil. Bu durumda dönme hareketi yerine minik girdaplara ayrılıyor. Bu da aşırı akışkan uzay zamanı durumunda galaksilerin oluşmasına sebep olabiliyor.

9. Simülasyon Teorisi

Şu ana kadar teoriler hep bilim insanlarından geldi ancak bu teori felsefecilerden.

Madem evren ile ilgili tüm bilgiler beynimize duyularımız ve bilimsel araçlar yardımı ile geliyor neden bunların hepsi akıllıca tasarlanmış bir illüzyon olmasın?

Neden evrenin geri kalan kısmı ultra sofistike bir bilgisayar simülasyonu olmasın?

‘Matrix’ filmlerinde popülerleştirilmiş bir fikir bu ancak bazı felsefeciler bunu müthiş ciddiye alıyor. Ancak bu teorinin doğru veya yanlış olup olmadığını kanıtlamak imkansız olduğundan bilimsel bir teori olma ihtimali de sıfıra düşüyor.

BAĞLANTILI HABER: JAPON BUDİSTLER ‘EVRENİ KORUMAK’ İÇİN UZAYDA TAPINAK YAPACAK

10. Kozmik Kendini Beğenmişlik

Fizik kanunlarında atom altı kuvvetler ve elektromanyetizma gibi temel sabitler yerçekiminin gücünü belirler.

Bildiğimiz kadarıyla bu rakamlar herhangi bir değere sahip olabilir. Ancak, sahip oldukları değerlerden çok azıcık da olsa uzaklaşırlarsa evren çok farklı bir yere dönüşebilirdi ve en önemlisi, bizler için bildiğimiz hayat ve bizler var olmayabilirdik.

Nick Bostrom kitabında bahsettiği antropik teorisinde evrenin insan hayatının var olabilmesi için yaratıldığını anlatıyor.

Evrenin bizler var olalım diye yaratıldığı fikri girince aklına insan başlıyor başka sorular sormaya…

SPACEMAG TÜRKİYE’Yİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN: TWİTTER, instagram, YOUTUBE, LinkedIN, FACEBOOK, PİNTEREST