Ana sayfa BİLİYOR MUSUN? KORONAFOBİ’YE DİKKAT! KORONAVİRÜS’TEN DAHA BULAŞICI
BİLİYOR MUSUN? - 2 hafta önce

KORONAFOBİ’YE DİKKAT! KORONAVİRÜS’TEN DAHA BULAŞICI

Koronavirüsüyle birlikte bilgi kirliliği de baş gösterdi. Sosyal medyada her kafadan bir ses çıkıyor, korku yayılıyor: KORONAFOBİ başladı.

Türkiye’de koronavirüs vaka sayısı 47’ye çıktı. Yeni eklenen 29 vakanın tamamı doğrudan ve dolaylı olarak ABD, Orta Doğu ve Avrupa temaslı. 3’ü umreden yeni döndü. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca kamuoyunu düzenli bilgilendirip uyarırken; maalesef özellikle sosyal medya üzerinden yayılan felaket senaryoları insanları tedirgin ediyor. Koronavirüsle savaşırken, bir de felaket tellalları üzerinden yayılan korku; koronafobi çıktı başımıza…

‘KORONAFOBİ’DEN KORUNMANIN 7 PÜF NOKTASI

Simru Kavak.
Peki, bu dönemde kaygı seviyemizi kontrol altında tutarak virüsün psikolojimizde yol açabileceği kalıcı zararlara nasıl karşı koyabiliriz? “Bilgi kirliliğini filtreleme şansı bile bulamadan kendi doğasında zaten belirsiz olan koronavirüse yönelik kaygılarımıza her gün yenilerini ekliyor, korkuyla abartılı önlemler alabiliyoruz. Oysa koronafobi ‘tedbirli olmak’ ile ‘hayatını kontrolsüzce kısıtlamak’ arasındaki sınırları kaybeden kişide psikolojik sorunlara yol açıp kişinin hayatında kalıcı izler bırakabilir” diyen Uzman Psikolog Simru Kavak, koronafobiden korunmanın 7 basit ama etkili önlemini anlattı:

Haber kaynağı, korku kaynağı olmasın.

Gerçekçi olmayan korkuyu, gerçekçi olmayan haberler tetikler. Öncelikle bu süreçte yalnızca güvenilir haber kaynaklarını takip etmeye özen gösterin.

En hızlı yayılan virüs, paniktir; korunmaya dikkat!

Panik duygusu, virüsün kendisinden daha hızlı yayılır. Panik yapmamaya ve sizi paniğe sevk eden konuşmalardan ve kişilerden uzak kalmaya gayret edin. Gerekiyorsa bir süre, konuşurken huzursuz hissettiğiniz kişilere veya takip ettiğiniz kaynaklara mesafe koymaktan bir zarar gelmez.

Her tedbir dozunda güzel!

İlgili birimlerce paylaşılan güvenlik ve sağlık önlemlerini takip etmenin yeterli olduğunu unutmayın. Ellerinizi zaten düzenli yıkayıp dezenfekte ediyorsanız ya da güvenli mesafeleri korumaya özen gösteriyorsanız kendi üzerinizde geçerliliği ispatlanmamış ek güvenlik önlemlerini uygulama baskısı yaratmak, sadece kaygı seviyenizi artıracaktır. Örneğin; her kanalda gördüğünüz tavsiye edilen gıdaların hepsini tüketmeye çalışmak, büyük ihtimalle sizi virüsten korumak yerine başka rahatsızlıklara itecektir.

Sorularınız cevapsız kalmasın.

Belirsizlik kaygıyı tetikler. Aklınızdaki sorulardan yanıt bulabileceklerinizi ilgili sağlık çalışanlarına ya da kurumlara danışarak gidermek, rahatlamanıza yardımcı olabilir. Buradaki kilit nokta; sosyal medya, aile ya da arkadaş whatsapp gruplarına değil; “yetkin, ilgili kişilere” başvurmak!

Felaket senaryoları, genellikle sadece senaryodur.

Koronavirüs paniğini, daha önceki salgın virüs paniklerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, sosyal medyanın artık çok daha yaygın ve kontrolsüz kullanılması. Mesajlaşmalardaki, ses kayıtlarındaki felaket senaryolarına inanmayın, gerekirse o kişi ya da kaynakları takipten çıkın.

Bedeninizin sesine kulak verin.

Kaygı ve korkunuzun kalp çarpıntısı, öfke, nefes düzensizliği gibi fiziksel etkilerini hissediyorsanız yürüyüş, nefes egzersizi, meditasyon gibi rahatlatıcı aktivitelerden sevdiğinize ve ilgi duyduğunuza yönelebilirsiniz. Bu durum fiziksel rahatlamanın yanı sıra psikolojik dengenizi kurmaya da yardım edebilir.

Virüsü fırsata çevirin.

Bahar mevsimine girmemiz, açık havada aktivitelere fırsat sağladığı için, dışarıda daha fazla zaman geçirmeye çalışın. Hatta bu süreçte yavaşlayan hayatı ve virüsü, kendinize zaman ayırmak için bir fırsat olarak kullanabilirsiniz…

“NE YAPARSAK KORONAFOBİ YAŞADIĞIMIZI ANLARIZ?”

İşte asıl soru bu: Fobinin kapınızı çaldığınızı nasıl anlarsınız? Endişe duymak çok normal ve sağlıklıdır. Ama bu endişeler giderek artıp fobi düzeyine de erişebilir. Bu iki duygu arasında bir sınır var mı? Uzman Psikolog Simru Kavak, bu sınır konusunda şunları söylüyor:
“Koronafobi ile ilgili olarak sağlıklı kaygının sağlıksız korkuya dönüşmeye başlama sınırımız, normal şartlar altında devam eden rutinlerimizin veya uzmanlar tarafından yapılan önerilerin sayıca ve sıklık olarak günlük hayat işleyişimizi ve ilişkilerimizi aksatmaya başladığında tehlikeli bir hal alır. Zaman zaman kişinin rahatlamak için geliştirdiği takıntılı davranışlar da fobiye eşlik ederek hayatı zorlaştırabilir. Örneğin, bir AVM’den ya da toplu taşıma aracından çıktığımızda ellerimizi dezenfekte etmemiz normal bir kaygıya bağlı davranışken evden çıkmasak bile sürekli tekrar eden ve süresi uzayan temizlik ritüelleri, gerçek olmayan düşüncelere ve sağlıksız seviyede bir korkuya bağlıdır. Örneğin evinizdeyken bile bulaşmıştır endişesiyle her 10 dakikada bir elini yıkamak, yıkayamadığınızda derin bir endişe ve sıkıntı hissetmek, fobinin kapınızı takıntılı davranışlar eşliğinde çaldığını gösterir.” Hazırlayan: Damla GÜLER ÖZTÜRK