Home BİLİYOR MUSUN? ROKET NEDİR? FÜZE NEDİR? ROKET VE FÜZE ARASINDAKİ FARK NEDİR?
BİLİYOR MUSUN? - 4 hafta ago

ROKET NEDİR? FÜZE NEDİR? ROKET VE FÜZE ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Yazarımız Arda Alkaç, Dünya tarihine bir göz atarak füze ve roketler hakkında bilinmeyenleri yazdı. Kemerlerinizi bağlayın...

Merhaba! Uzun bir aradan sonra sizlerle tekrar buluşmak güzel. Önceki yazı dizilerinde Çernobil, Robotlar konularını ele almıştım ve sizinle paylaşmıştım. Bugün ise sizlere gökyüzünün kısa bir tarihini, roketleri ve füzeleri anlatacağım. Şimdi çıtayı biraz daha yükseltiyoruz ama sadece kelime anlamı olarak yükseltmiyoruz. Gerçekten yükseliyoruz!
Okumaya başlamadan önce sizlerden bir ricam olacak. Büyük boy bardağa çayınızı koyun, arkanıza yaslanın ve bu keyifli yazıyı sohbet edermişçesine okuyalım.

GÖKYÜZÜNDE NE VAR?

İnsanoğlu, uzun yıllar boyunca gökyüzünü gözlemlemiş, birtakım notlar almış ve açıklamaya çalışmıştır. Gördükleri gök cisimlerini yapmış oldukları tasvirler ile bugünlere ulaştırmışlardır. Elbette bugün o tasvirleri ve betimlemeleri kullanmıyoruz ancak bugünlere gelmemizin fitilini ateşleyen işte o tasvirlerdir.

14 Nisan 1561, Nuremberg, Almanya’yı tasvir eden bu çizimler bir UFO saldırısını aynı zamanda Ay Tutulması’nı temsil etmektedir. Tabi UFO saldırısı gerçekliğe uzak olmakla birlikte henüz kanıtlanmamış bir olgudur.

Ay Tutulması, Güneş Tutulması, Kuyruklu Yıldız geçişleri gibi doğa olayları insanların hep felaket senaryoları oluşturacağı ortamlar hazırlamışlardır. Örneğin, üstteki fotoğrafta Ay Tutulması meydana gelirken UFO saldırısının oluşması tesadüf değildir. Kuyruklu Yıldız’ın felaket getirdiği biliniyordu. Örneğin, 1910 yılında Halley Kuyruklu Yıldız’ı gökyüzünde görüldükten sonra Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı meydana geldi. Ayrıca, Encke Kuyruklu Yıldız’ı günberi noktasında iken (1918 yılı) tüm dünyada grip salgını alarmı verilmişti. Kısacası her gök olayı bir felaket getiriyordu ve o yıllarda yaşayan insanlar bunları bir şekilde kayıt sı alıyorlardı. Hatta çok bilinen bir İngilizce sözcük bile buradan gelmiştir.

SPACEMAG TÜRKİYE’Yİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN: LinkedIN, FACEBOOK, PİNTEREST

DISASTER NEREDEN GELİYOR?

İngilizce’de bulunan ve adı “Disaster” yani “Felaket” anlamına gelen kelimeyi iki gruba ayıralım. Bu gruplardan birinin adı “Dis” diğerinin adı “Aster” olsun. Dis, Latince’de “Uzak” anlamına gelmektedir. “Aster” yani Latince’de “Astrum” kelimesi “Yıldızlar, göktaşı, gökyüzü vs” anlamına gelmektedir. İki grubu birleştirdiğiniz zaman, “Disaster” kelimesi ortaya çıkmaktadır ve o dönemde yaşayan insanlar gök olaylarının felaket getirdiğine inanıyordu. Bugün için ise Sars veya Coronavirus gibi salgınlar için de aynı hikaye yazılmaktadır. Henüz kanıtlanmamakla beraber günümüzde birçok insan gök olaylarının hastalık veya felaket getirdiğine inanmaktadır. Biraz geçmişe gidelim, çünkü birisi biraz farklı düşünüyor…

HER ŞEYE RAĞMEN DÜNYA DÖNÜYOR

1600’lü yıllara doğru sizi bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Galileo adında bir bilim insanı astronomi biliminde çığır açan gerçekleri ortaya çıkarmıştır. Ay’ın girintili çıkıntılı yüzeyinin gözlemlenmesi, Satürn’ün, Venüs’ün ve Jüpiter’in gözlemlenmesi ve kayıt altına alınması gibi birçok olayı açıklamıştır Galileo. Tabi şu anda Galileo’nun keşfettiği tüm bu olayların çoğu değişti ancak birçok noktada kendisinden sonra gelen bilim insanları Galileo’nun omuzlarında yükselmiştir. O, gerçekliği bulmuş ve o dönemde otorite olan kiliseye karşı başkaldırmıştır. “İnkar et! Dünya dönmüyor!” baskısına rağmen “Her şeye rağmen dünya dönüyor.” diyebilmiştir.

Devlerin omzunda yükselen ve gök olaylarını anlamamızda yardımcı olan Isaac Newton, Albert Einstein, Stephen Hawking ve daha birçok bilim insanı her şeye rağmen gerçeği savunmuşlardır. Elbette Türk gökbilimciler ve astronomlar mevcuttur. Nüzhet Gökdoğan, Dilhan Eryurt, Fatin Gökmen gibi birçok değerli Türk bilim insanları da gerçekliğe ulaşmamıza katkıları olmuştur.
Gökyüzü işte böyle bir şey sevgili okurum. Teleskop ile baktığımızda ne kadar küçük ve önemsiz olduğumuzu görebilirsiniz aslında. Bizler, Carl Sagan’ın da dediği gibi “Minik, küçük, mavi noktayız.”
Peki bu küçük mavi noktadan ayrılmak istersek, nereye gideceğiz? Ya da en önemli soru şu olmalıdır:
“Dünya’dan ayrılmak isteyen birisi nasıl bir araca binmelidir?”

GÜLLE

Gülle mi? Dediğinizi duyar gibiyim. Evet, gülle. 1869 yılında yaşıyor olsaydınız ve Jules Verne arkadaşınız olsaydı sizi gülle ile Ay’a götürebileceğine ikna edebilirdi. Tabi günümüzde böyle bir teferruata ihtiyacımız yok. Uzay roketlerimiz var ve gülleden çok daha güvenliler. Ancak, Jules Verne 1869 yılında bizden oldukça farklı düşünüyordu. “Ay’a Yolculuk” kitabını okudunuz mu? Eğer okuduysanız bir avuç insanın Ay’a gitme olan merakı romanda gerçeğe dönüşmektedir. Jules Verne’nin bu kitabı bende çok özel bir yere sahiptir. Çünkü ben de aynı şekilde Ay’a gitmek istiyorum ama ayak basıp geri dönmek istemiyorum. Orada kalmak istiyorum! 1869 yılında bir bahis üzerine Ay’a gitmeye hazırlanan bu üç kişiyi taşıyacak olan bir gülleydi. Devasa bir toptan dışarı fırlayacak olan bu gülle ile bizleri Ay’a götürmüştü Jules Verne.

SPACEMAG TÜRKİYE’Yİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN: TWİTTER, instagram, YOUTUBE

Şimdi, daha ilginç bir tespit yapacağız sizinle. Eğer Ctrl+F tuşuna birlikte basarsanız ve “1869” yılını aratırsanız, “Gülle” konusuna geleceksiniz ve muhtemelen burayı okudunuz. 1869 yılından tam yüz yıl sonra 1969 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Ay’a, Saturn V roketi ile insan taşıdı. Peki, Jules Verne’nin romanında Ay’a giden kaç kişi vardı? Cevap, 3. Yüz yıl sonra Ay’a giden kaç astronot vardı? Cevap, 3. Neil Armstrong, Buzz Aldrin ve Michael Collins, Apollo 11 görevini başarıyla gerçekleştirip Dünya’ya geri döndüler ve Amerika Birleşik Devletleri, SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) ile girilen Uzay Yarışı’ndan galip ayrıldı.
Galip ayrılması elbette SSCB’nin üstünde “Gülle” etkisi yarattı ancak bu gülle etkisi, gülle değil bir roketti.
Aynı soruyu tekrar soralım, Dünya’dan ayrılmak isteyen birisi nasıl bir araca binmelidir?

DÜNYA’DAN AYRILMAK İSTEYEN BİRİSİ NASIL BİR ARACA BİNMELİDİR?

Bir otomobil ile yerçekimini yenip atmosferden çıkabilir misiniz? Veya bir jet uçağına binip Dünya’dan ayrılabilir misiniz? Hayır, ayrılamazsınız. İsterseniz otomobil ile deneyebilirsiniz ancak Newton’un Hareket Yasaları’na karşı gelmeniz ölümle sonuçlanabilir. Peki bir jet uçağına binsek ayrılabilir miyiz? Hayır, yine ayrılamazsınız. Jet uçakları çalışma prensipleri gereği havaya ihtiyaç duyarlar. Uçağa itki veren motorun yakıtı yakabilmesi için havaya ihtiyacı vardır. Uzayda herhangi bir şekilde hava olmadığı için jet uçağıyla uzayda seyahat etmeniz mümkün değildir. Balon ile yükselip atmosferden ayrılabilir miyiz? Cevap yine hayır. Çünkü, balon ile belirli bir yüksekliğe çıkabilirsiniz. Balonun uçuş prensibi (buoyancy principle) yani batmazlık ilkesine dayanır. Havada hacmini kapladığı havanın ağırlığı kendi ağırlığına eşit oluncaya kadar yükselir. Peki, havada yükseldikçe ne tür fiziksel koşullar ortaya çıkmaktadır? Mesela, basınç, sıcaklık düşer. Hatta havanın yoğunluğu da azalır. Bu sebeple balon daha yükseğe çıkamaz. Daha yükseğe çıkabilmek için ağırlığın azaltılması gerekir. Alçalmak isteniyorsa da balonun içerisindeki havanın azaltılması gerekir. Kapadokya’ya giderseniz balonları görebilirsiniz. Hiç dikkat ettiniz mi? Balonu kullanan operatör yükselebilmek için sürekli balonun içine doğru alev verir ve balonun içerisindeki havayı ısıtır. Isınan hava genleştiği için balon içerisinde hacmi artırır ve balon yükselmeye başlar. Isıtacak hava olmadığı zamanda balon daha fazla yükselemez.
Sevgili okurum, geriye sadece bir taşıt kaldı. O da insanoğlunu keşfetmeye götüren, roketlerdir.

ROKETLER

Bu yazıları ilk okumaya başladığınızda üst kısımda “Gökyüzünde ne var?” adlı başlığı muhtemelen gördünüz. Orada insanoğlunun tasvirlerinden bahsetmiştim. Günümüze kadar ulaşan bu tasvirleri şu anda kullanmıyoruz. Daha çok devasa antenler, yörüngede bulunan teleskoplar, ISS (Uluslararası Uzay İstasyonu) gibi birçok teknolojik gelişmeler oldu ve hala kullanılmaya devam edilmektedir. Bütün bunlar bizim, evreni incelememizde ve gelişmemizde büyük rol oynayan icatlar ve makinelerdir.

Bir şey daha var tabi ki.

Roketler! Evet, bu sefer gülle değil. Uzunluğu 110 metreye kadar dayanan (Saturn V Roketi) devasa makinelerden bahsediyorum. Bu ulaşım araçları sayesinde uzayda seyahati mümkün kılabiliyor, kargo taşıyabiliyor ve diğer gezegenlere, yıldızlara keşif aracı gönderebiliyoruz. Hatta zamanı geldiğinde üzerinde yaşadığımız minik mavi noktadan ayrılıp bilinmeze doğru yol alacağız. Mesela Mars’a gideceğiz ve orada yaşamımızı oluşturacağız. Gezegenlerarası seyahat artık normal karşılanacak ve uçağa biner gibi başka bir gezegene yolculuk yapacağız. Uçak demişken, sahi uçak ne zamandır kullanılıyor biliyor musunuz? Wright Kardeşler’den bu yana uçak sanayisi o kadar gelişti ki burada anlatmaya kalksam en az bin kitap sayfası sürer. Ama burada bir şey dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Henüz yüz yirmi yıllık bir tarihi olmasına rağmen bugün uçakların geldiği noktayı görüyorsunuz. Neden aynı şey roketler için olmasın?
NSDAP (Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) üyeleri kısaca Naziler, tarihler 1939 yılını gösterdiğinde resmi olarak İkinci Dünya Savaşı (WWII) başlattılar ve milyonlarca insanın ölümüne neden oldular. Birinci Dünya Savaşı’ndan farklı olarak bu savaşta inanılmaz makineler kullanıldı. Geçen yıl Nisan ayında Berlin’de idim ve Rus-Alman Savaş Müzesi’ni ziyaret etme şansım oldu. Orada gördüğüm tanklar (Panzerkampfwagen) gerçekten insanı hayrete düşürüyordu. O dönemde böyle bir makineyi nasıl akıl edebildiler, nereden akıllarına geldi hala merak ediyorum. Sadece panzerler de değil, tüfekler, uçaklar ve daha birçok şey.
Aralarında en ilginç ürün ise Alman V2 roketleriydi. Öyle bir şekilde tasarlanmıştı ki hiçbir şekilde içerisinde kontrol kartı (devre kartı) bulunmayan bir makineden bahsediyorum. Alkolle ve sıvı oksijenle çalışan bir roketti. Hangi amaçlarla üretildiğini gayet iyi biliyoruz. Naziler, önlerine çıkan her şeyi yakıp yıkmak istedikleri için böyle bir makineye ihtiyaç duydular. İşte burada roketler sadece savaşın kaderini değiştirmekle kalmamış, bugün uzay teknolojisinin gelişmesine damga vurmuştur. 1700 ile 1900 yılları arasında yapılan roketler de vardır ancak o dönemde yapılan roketlerin ciddi bir çalışma ürünü olmadığını düşünmekteyim.

Bir ölüm makinesi olan Alman V2 roketi.

ROKET NEDİR?

Türkçe Dil Sözlüğü’ne baktığımız zaman roketin anlamı şudur: “Atış sırasında mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin başlangıcında öz itmeli olarak yol alan ve daha sonra yalnız balistik kanunlarına bağlı kalan mermi.” Tanımı daha da basitleştirecek olursak, hava sürtünmesini en aza indirgeyecek şekilde tasarlanmış, öz itmeye sahip ve fizik kanunlarına bağlı nesnelerdir. Sanırım böyle dersek daha anlaşılabilir şekilde ifade etmiş oluruz.

Askeri amaçlar veya uzay teknolojileri alanında kullanılabilirler. “Öz itmeye sahiplerdir.” Kelime grubunu biraz daha açmak istiyorum. Yukarıda bir soru sormuştum: “Bir jet uçağı ile uzayda seyahat edebilir misiniz?” Diye. Cevabını da vermiştik, hayır seyahat edemezsiniz. Çünkü, jet motoruna sahip bir taşıtın hareket edebilmesi için havaya ihtiyacı vardır. Uzay ortamında hava olmadığı için jet motorlarının öz itmesi yoktur. Roketlerin öz itmesi vardır. Peki bu öz itme dediğimiz şey tam olarak nedir?

ÖZ İTME

Türkçe Dil Sözlüğü’ne tekrar baktığımız zaman öz itme için: “İçine yerleştirilen öz itmeli düzenek yardımıyla otomatik olarak çalışma.” Şeklinde bir tanımla karşılaşıyoruz. Bu tanım kim ne derse desin “açık” değildir. Öz itmeli düzenek denildiği zaman bir mühendisin aklına bir şey gelebilir ancak herkesin aklına aynı şey gelmez. O yüzden ben “Öz itme” kavramını açıklamak istiyorum. Tekrar yukarıya dönelim.

Jet motoruna sahip bir taşıtın hareket edebilmesi için havaya ihtiyaç vardır demiştim. Neden havaya ihtiyaç vardır? Çünkü jet motoruna giren hava ile yakıt yakılır ve bir “itme kuvveti” oluşur. Havanın olmadığı yerde jet motoru çalışır mı? Çalışmaz tabi ki de. Bu yüzden hava olmayan bir ortamda jet motorunu çalıştıramazsınız. Ancak, roketi maddesel olmayan bir ortamda çalıştırabilirsiniz. Bunun sebebi “öz itmesinin” olmasıdır. Öz itmeye sahip olan bir roket, yakıtı yakabilmek için havaya ihtiyaç duymaz. Sıvı yakıtlı roketlerde yakıtı yakabilmeniz için gövdenin içinde LOX, Liquid Oxygen yani (Sıvı oksijen) bulunur. Kerosen ya da RP-1, Rocket propellant (Roket yakıtı) yakmanız için bir yakıcıya muhakkak ihtiyaç duyarsınız. İşte yakıcı ve yanıcı bir gövdenin içinde birlikte bulundukları için roketlerin öz itmesi vardır. Dışarıdan herhangi bir şekilde fiziksel bir destek almaya ihtiyaç duymazlar. Aynısı katı yakıtlı roketler için de geçerlidir. Katı yakıtlı bir roketin hareket edebilmesi için oksijene ihtiyaç yoktur. Eğer yine oksijen kullanmak isterseniz bu hibrit roket yakıtı olur. Katı yakıtlı bir roketi ateşlediğiniz zaman egzozdan dışarıya gaz püskürmesi gerçekleşir ve Newton’un Hareket Yasaları’ndaki Etki-Tepki Kanunu’nu uygularsınız. Gaz püskürme genleşmesi sayesinde motor bir itki uygular ve bu itkiyi gövdeye aktararak roketin statik (durgun) halden dinamik (hareketli) duruma geçmesini sağlar.

YAKIT TÜRLERİ

Yukarıda bahsettiğim yakıt türlerini biraz açmak istiyorum. Öncelikle sadece katı, sıvı, hibrit, nükleer gibi yakıt türleri yok. Daha fazla var ve ben sadece bilinmesi gerekenleri anlatacağım. Diğer yakıt türleri teknik bir dille ifade ediliyor ve kafa karıştırıcı bir duruma neden oluyor. Katı yakıtlar ile başlayalım.

Şekilde gördüğünüz katı yakıtlı bir model roket motorudur. Oldukça kısa bir yanma süresi vardır tahmini olarak söylersem iki saniye gibi bir süreçte tamamen yanar. Hızlı bir yanma olayı gerçekleştiği için rokete ani bir ivme verir ve roketi harekete geçirir. Bu yakıtla ilgili bizzat benim yaptığım bir testte mevcuttur.

Videoda izlediğiniz roket motoru statik ateşleme testinde kullandığımız yakıt türü katı yakıttır ancak model roket motoru değildir. Yaptığımız testin amacı, ürettiğimiz roket motorunun ne kadar süreyle yandığı ve ne kadar bir itki kuvveti oluşturduğudur. Testi, Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği Laboratuvarları’nda, 29 Aralık 2019 tarihinde yapmıştık.

İzlediğiniz roket fırlatma videosu bir model roket fırlatma videosudur ve 15 Nisan 2018 tarihinde fırlatılmıştır. İşte burada kullandığımız motor, model roket motorudur.

Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği Laboratuvarları’nda fırlatma gerçekleştirilmiştir. 1973’te ODTÜ tarafından kurulan Gaziantep Üniversitesi’nde fırlatması gerçekleştirilen ilk model rokettir.

Rocketman 2 adlı roket. 189 santimetre boya ve 14 santimetre çapa sahiptir. Fotoğraf, Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği Laboratuvarları, Dinamik Sistemler Laboratuvarı.
Rocketman 2’nin fırlatılması sonucunda oluşan egzoz gazı bulutu. Fotoğraf, Gaziantep Üniversitesi, Makine Mühendisliği Laboratuvarları.
Rocketman 3. Katı yakıtlı ve kanat kontrolü olmayan roket. Fotoğraf, Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği Laboratuvarları, Yenilik Merkezi.

Katı yakıtlı roketlerin kullanım avantajları oldukça fazladır. Örneğin, evinizin içinde bile katı yakıt depolayabilirsiniz (odamda bulunan dolabın içerisinde katı yakıt mevcuttur), herhangi bir şekilde alev ile yaklaşmadığınız müddetçe patlama ihtimali yoktur. Ani itki verdikleri için daha çok askeri roketlerde tercih edilmektedir. NASA’nın kullandığı Space Shuttle (Uzay Mekiği) görevlerinde katı yakıtlar kullanılmıştır. Avantajları olduğu kadar dezavantajları da vardır. Katı yakıtlar yanmaya başlarsa bir daha sönmezler. Uzay teknolojilerinde pek tercih edilmezler.

UZAY ROKETLERİ VE SIVI YAKITLAR

Sıvı yakıtlı roketler, daha çok uzay teknolojilerinde tercih edilmektedir. Yukarıda bir örnek vermiştim. Mesela, LOX, Liquid Oxygen (Sıvı oksijen) ile RP-1, Rocket propellant (Roket yakıtı) birlikte kullanılan roketler sıvı yakıtlı roket olarak geçmektedir. Alman V2 roketlerinde RP-1 bir yerine alkol tercih edilmiştir. Bazen kerosen yakıtının da kullanıldığı görülmüştür. Sıvı yakıtların avantajları ve dezavantajları vardır. Avantajları, uzun uzay uçuşlarında kullanılabilmektedir. Katı yakıtlar gibi hemen yanmazlar ve söndürülebilirler. Örneğin, SpaceX şirketinin Falcon 9, Falcon Heavy ve Starship roketlerinde sıvı yakıtlı motor vardır ve Dünya’ya iniş yaptığı sırada yavaşlamak için tekrar ateşlenebilirler. Buna benzer olarak Amazon’nun kurucusu Jeff Bezos’un şirketi Blue Origin’in ürettiği New Shephard roketi de tekrar ateşlenebilmektedir. Dezavantajları ise sıvı yakıtları depolamak oldukça büyük bir sorundur. Evinizde depolamayı denerseniz muhtemelen ödeyeceğiniz elektrik faturası bir fabrikaya bedel olacaktır. Sadece ev değil dışarıda da oksijeni depolayamazsınız. Çünkü oksijeni sıvı olarak depolayabilmeniz için sürekli soğutma yapmak zorundasınız aksi halde oksijen buharlaşıp sıvı halden gaz haline geçecektir. Oksijen -180 santigrat derecede sıvılaşmaktadır. Güvenlik önlemleri ise en üst düzeyde olmalıdır. Çıkacak en ufak bir kıvılcım yanma reaksiyonunun başlamasına neden olacaktır. Son olarak, sıvı yakıtlı motorlar katı yakıtlı motorlara göre daha karmaşıktır (Termodinamik diyagramı ve yapı olarak.)

Nükleer yakıtlar ise henüz kullanılmaya başlanmamış yakıt tipleridir. Bunun yanında plazma, elektrik ark gibi yakıt türleri vardır ve geliştirilmektedir.

Falcon 9’un kara inişi. Gövde kısmına booster denilmektedir ve bu booster’ın boyu yaklaşık 45 metredir.
Blue Origin, New Shephard roketinin kara inişi.

Yukarıda bahsettiğim roketlerin çoğu uzay teknolojileri kapsamında kullanılan araçlardır. Uzay roketlerinde genellikle kanat göremezsiniz çünkü roketin egzoz kısmı hareketlidir. Hareketli olmasının avantajı ise rokete egzozdan yön verebilirsiniz. Bizim yaptığımız roketler ise model uzay roketleridir ve askeri amaç taşımamaktadır. Askeri amaçlarda kullanılan roketler vardır ve onlardan biraz bahsedeceğim. Bahsetmeden önce, kendi yaptığımız roketlerin birkaç testini sizlerle paylaşmak istiyorum.

ASKERİ ROKETLER

Askeri roketler daha çok “nesne” vurma üzerine geliştirilmiş silahlardır. Örnek verecek olursam hareket halinde bir araç düşünmenizi ve bu aracı vurmanızı istiyorum. Roket ateşlediğiniz zaman bu aracı vurursunuz ve eğer ortada bir tehdit varsa ortadan kaldırırsınız. Dikkatinizi çekmek istiyorum, askeri roketler bir nesneyi vurmak üzere tasarlanmış roketlerdir. Roketatar en bariz örneklerden birisidir. Roketatar ile bir nesneyi vurursunuz. Daha çok katı yakıt tercih edilmektedir çünkü askeri roketlerde hız parametresi önemli bir konudur. Hızlı olmalısınız ki nesneyi tam isabetle vurasınız. Genellikle askeri roketlerde kanat vardır ve kanatlar ile dengeyi sağlarsınız. Son olarak, kanatlar dengeyi sağlamakla birlikte rokete yön verme kabiliyetine de sahiptir.

RPG – 7 (Roketatar)

FÜZE İLE ROKET ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Bir yanıcı ve bir yakıcı maddenin sürekli olarak yanmasından doğan itiş gücü ile hareket eden düzenek. TDK’nın açıklamasına baktığımız zaman füzenin tanımı Türkçe’de bu şekilde belirlenmiştir. Yanlış değildir ancak eksiktir.

Bir füze ile roketin fotoğrafını yan yana koysalar ve sizden hangisi füze, hangisi roket diye sorsalar muhtemelen ikisine de füze ya da ikisine de roket dersiniz. Kısmen haklı olabilirsiniz çünkü bunu bilmek çok elzem bir şey değil ancak eğer bu işle uğraşıyorsanız ikisinin arasındaki farkı bilmeniz önemlidir.

Füze ile roket arasında belirgin bir fark yoktur. Yine ikisi de Newton’un Hareket Yasaları’na göre, balistik kanunlarına göre çalışırlar. İkisinin de hareket etmesi için motora, egzoza, yakıta ve diğer elemanlara ihtiyaçları vardır. Ancak görev tanımları farklıdır.

Füzeler daha çok belirli bir bölgeyi, bir kitleyi, geniş alanları yok etmek için kullanılır. Mesela nükleer roket diye bir şey duyamazsınız ama nükleer füzeyi duymuşsunuzdur. Aslında nükleer füze yanlış bir ifadedir. Çünkü nükleer olan füze değil başlıktır. Füze yine aynıdır. Başlık kısmı nükleerdir. Scud füzesini, Tomahawk füzesini ve hatta ülkemiz tarafından Rusya’dan satın alınan S400 füze sistemlerini duymuşsunuzdur. S400’ler hava savunma füze sistemi olarak literatürde geçer. Son olarak, füzeler kendilerine uygun bir jet motoru ile çalışabilmektedir.

Tomahawk Füzesi.
SCUD füzesi Dikkat ettiyseniz, füzeler tek olarak vardır. Ancak roketler takım halinde çalışabilmektedir.
S400 Hava Savunma Füze Sistemi. Fotoğrafta görülen S400’ün lançeri (launcher) ve taşıma aracıdır.

FÜZE TİPLERİ

Çeşitli füze tipleri vardır. Denizden karaya, denizden havaya, havadan karaya, karadan havaya gibi birçok füze tipi vardır ve belirli bir amaç doğrultusunda hareket eder.

Broşürde gördüğünüz Roketsan tarafından üretilen Hisar Hava Savunma Füzesidir. Havadan karaya atılan füzelere ve İHA’lara karşı savunma yapar.

BİTİRMEDEN ÖNCE

Buraya kadar okuduğun için teşekkür ederim sevgili okurum. Burada ben, yüzeysel olarak gökyüzünün kısa bir tarihini, roketleri, füzeleri ve roketler ile füzeler arasındaki farkın ne olduğunu anlattım. Genel bir bilgi sahibi olmanı amaçladım. Umarım bu başarıyı kazanabilmişimdir.

Burada yazılan ve verilen tüm bilgileri ben yazdım ve eğer bir hata görürseniz mutlaka bana bu hatayı bildirmenizi istiyorum. Çünkü hatamı görürsem bir sonraki yazı dizisinde daha dikkatli davranırım.

Teşekkür ediyorum. Sağlıkla kalın.

Mehmet Arda ALKAÇ
Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği, Gaziantep Üniversitesi Uluğ Bey Yüksek Teknoloji Araştırma Merkezi, Asistan Öğrenci

mehmetardaalkac@gmail.com

LinkedIn: Arda Alkac Twitter,Instagram: ardalkac