Home DIŞ UZAY “GELECEKTE 3 ŞEY ÖNE ÇIKACAK: UZAY, YAZILIM, ROBOTİK”
DIŞ UZAY - 3 hafta önce

“GELECEKTE 3 ŞEY ÖNE ÇIKACAK: UZAY, YAZILIM, ROBOTİK”

Armagh Gözlemevi'nde evrendeki karbonmonoksitin haritasını çıkartan Türk bilim insanı Kerem Osman Çubuk'tan özel açıklamalar...

İlayda Karagül’ün röportajı…

Armagh Gözlemevi ve Planetaryumu’nda evrendeki karbonmonoksitin haritasını çıkartan Türk bilim insanı Kerem Osman Çubuk’tan özel açıklamalar…

-Biz sizin hakkınızda Kuzey İrlanda’da bulunan Armagh Gözlemevinde araştırma görevlisi olduğunuzu biliyoruz ama sizde kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Tabii, ben Kerem Osman Çubuk. Armagh Gözlemevi ve Planetaryumu’nda bir projede çalışıyorum şu anda; aynı zamanda Kuzey İrlanda’da Belfast şehrinde bulunan Queen’s Belfast Üniversitesi’nde doktora yapıyorum. Yaklaşık 3 yıldır orada bulunuyorum ve bir yandan da Türkiye’deki yıllarımızda başlamış olduğumuz bilimi yayma çalışmalarına hiç aralıksız olarak devam ediyoruz. Popüler bilimi insanlara ulaştırmaya çalışıyoruz. Bunun içinde sürekli internet üzerinden farklı etkinliklerde yer almaya çalışıyorum. Zamanımın çoğu kendi araştırmalarımla ve bir yandan da halkı bilime ulaştırmaya geçiyor diyebilirim.

-Sizin Armagh Gözlemevi serüveni nasıl başladı ?

Şöyle, ben lisansımı ve yüksek lisansımı Erciyes Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünde yaptım. Bu lisans ve yüksek lisans sürecimde ilgim radyo astronomi alanına kaydı. Radyo astronomi benim için çok ilgi çekici bir konuydu ve ben bu alanda ilerlemek istiyordum ve ne yazık ki Türkiye’de radyo astronomi üzerine çalışabileceğim hiçbir kurum, hiçbir ortam yoktu. Ve benim bu bilgi birikimine sahip olabilmem için yurtdışına gitmem gerekiyordu. Ben de doktoramı yurtdışında yapmaya karar verdim ve pek çok farklı yere başvuru yaptım bu alanda çalışabilmek bu alanda bilgiler öğrenebilmek, kendimi geliştirebilmek için… Armagh Gözlemevi ve Planetaryumu bana bir pozisyon önerdi. Yurtdışında ki bu tarz proje bazlı işler 3-4 yıl sürer. Bana da 3.5 yıllık bir proje önerdiler ve ben de onu kabul ettim ve bu şekilde radyo astronomi üzerine çalışmaya başladım.

-Armagh Gözlemevi’nde ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz ?

Şöyle ki, radyo astronomi alanında yapabileceğiniz sayılı bir limit yok. Çok büyük, çok detaylı bir alan ama biz radyo astronominin de altında bir dalda çalışıyoruz sadece ve bizim yaptığımız şey günlük hayatta bilirsiniz. Karbonmonoksit, karbonmonoksit molekülünü çevremizde çok duyarız. İnsanlar için zehirli bir gazdır. Biz uzayda bulunan karbonmonoksitleri inceliyoruz. Ne için inceliyoruz? Önce neyle incelediğimizi söyleyeyim. Biz devasa çanak antenler kullanırız. Bu evinizde kullandığınız o çanak antenlerin çok daha büyüğüdür bizim kullandıklarımız. 10 metre, 20 metre hatta Çin’de bir tane var, 500 metre çapında bir çanak anten adeta. Böyle çanak antenlerle uzaydan gelen sinyalleri inceleriz ve her bir molekül, her bir atom farklı dalga boyunda sinyal yollar. Biz de onlar arasından ayıklarız ve istediğimiz frekansa odaklanırız. O sayede de hangi molekülü, hangi atomu görmek istiyorsak onu görebiliriz. Biz karbonmonoksit üzerine odaklandık ve galaksimizin biz buna galaktik düzlem adını veriyoruz.

SPACEMAG TÜRKİYE’Yİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN: LinkedIN, FACEBOOK, PİNTEREST

Bizim bulunduğumuz gezegenden, yerden galaksiye doğru baktığımızda görebildiğimiz bir düzlem vardır. Biz galaktik düzlemin karbonmonoksit haritasını çıkartıyoruz. Tüm bu galaktik düzlemde karbonmonoksit nerede var, nerede daha çok var, nerede daha az var bunun araştırmasını
yapıyoruz. Şimdi karbonmonoksit bize pek çok farklı şey söylüyor. Eğer bir yerdeki karbonmonoksit bolluğunu inceleyebilirseniz orada dolaylı yoldan ne kadar çok hidrojen gazı olduğunu anlayabiliyorsunuz ve hidrojen gazi ne kadar bolsa orada ne kadar bol miktarda yıldız oluşuyor onu
anlayabiliyorsunuz. Çünkü hidrojen en temel elementtir. Periyodik cetveli hatırlarsanız birinci element hidrojendir. Hidrojen en temel element olduğu için tüm evrenin oluşumu ve gelişimi, evrimi üzerine çalışmalar yapabilmek için hidrojeni detaylı şekilde incelemeniz gerekir. Bizim incelediğimiz alanda hidrojen görünmez diyebilirim kabaca. Bizim incelediğimiz yer evrenin en soğuk yeri –250 sıcaklığa sahip olan yerleri inceliyoruz. Orada hidrojen kendisini göstermeye pek meyilli değil. O yüzden karbonmonoksiti inceleyerek hidrojenle arasında bir bağlantı olduğunu biliyoruz. Orada ne kadar karbonmonoksit varsa şu kadar da hidrojen vardır diye bir hesaplarımız var.

Kerem Osman Çubuk. (Fotoğraf: Twitter)

Bu şekilde hidrojene oradan da galaksinin evrimine kadar gidebilen upuzun bir süreç bu ama bizin şu an yaptığımız onun ilk aşaması yani karbonmonoksit nerede, ne kadar var ? Tüm galaksimizde kendi Samanyolu galaksimizdeki haritayı çıkartıyoruz.

-Sizce ülkemizde astronomiye olan ilgi yeterli mi ? Ne gibi adımlar atılmalı ?

Şimdi astronomi, uzay hemen hemen herkesin ilgisini çeken bir konu. Ben sokakta kiminle bu konuyu konuşmaya başlasam herkes bir şekilde meraklı ve kendilerince düşünceleri var ve evrenin büyüklüğü karşısında gerçekten şok geçirircesine orada ne olduğunu başka canlıların da olup olmadığını, bir şekilde oralara gidilip gelinemeyeceğini merak ediyor. Dolasıyla ilgi gerçekten çok yüksek bence ama bu ilgilerini daha verimli bir hale dönüştürebilecek imkanlar yüksek değil ne yazık ki günümüzde. Ve şöyle ki, uzay, uzay bilimleri çalışmaları geleceğin en önemli alanlarından biri. Çünkü teknolojimiz ve bilimimiz çok hızlı bir şekilde geçiyor. Özellikle gelişmiş ülkeler büyük yatırımlar yaparak uzay alanında cidden ön plana çıkmaya başladılar.

Bizim de bir şekilde çok geride kalmadan acilen bu arada ki farkı kapamamız ve bilime çok daha yatırım yapmamız gerekiyor. Benim en azından çevremde karşılaştığım insanların astronomiye çok ilgiler ve meraklılar. Bunu avantaja döndürmemiz gerekiyor ve olabildiğince iyi bir şekilde astronomi, uzay bilimleri eğitimini halka, öğrencilere ulaştırabilmemiz lazım. Çok eski yıllarda babam anlatırdı, onların döneminde astronomi dersi zorunluymuş. Liselerde astronomi dersi verilirmiş. Bunun bugünde zorunlu bir ders olması şart. Gelecekte benim ön gördüğüm üç şey çok öne çıkacak; uzay, yazılım ve robotik.

HEYECAN VERİCİ UZAY PROGRAMIMIZ VAR

Yazılım ve robotik bir yerde bir şekilde benzeşiyor ama ayrıldıkları noktalarda var. Bu üç alan gelecekte çok yoğun bir şekilde karşımıza çıkacak. Eğer Türkiye Cumhuriyeti’ni güçlü tutmak istiyorsak rekabet edilebilir seviyede tutmak istiyorsak diğer ülkelerle, kesinlikle bu üç alana çok ciddi yatırımlar yapmamız lazım. Ben şu anda bulunduğumuz noktayı yeterli bulmuyorum ama gerekli yatırımlar yapılırsa ben alanında çok fazla etkin ve bilgili insan tanıyorum ve bu bilgilerini paylaşmaya hazır. Dolayısıyla gerekli adımlar atıldığında Türkiye Cumhuriyeti’nin şahlanacağını ve diğer gelişmiş ülkelerle aradaki farkı hızla kapatacağına inanıyorum ve TUA bunun en güzel örneklerinden biri.

Uzun yıllar önce yapılması gerekiyordu ama sonunda Türkiye Uzay Ajansı kuruldu. Yaklaşık bundan 3 yıl önce kuruldu. 2018’ın sonuydu Aralık aylarıydı. İki yıl kadar belki biraz daha fazla hiç ses duyamadık TUA’dan belli ki sıfırdan bir oluşum içerisindelerdi ve pek çok şeyi gözden geçiriyorlardı ama 2021 Şubat ayında Milli Uzay Programı’nı açıkladı. Çok da heyecan verici bir uzay programımız var. Önümüzdeki 10 yıl için 10 farklı hedef belirlendi. Bunların bazıları çok iddialı hedefler yani yapılması gerçekten zor olan hedefler. Yurtdışından da arkadaşlarımla konuştuğum zaman bunu başarmak biraz zor, Türkiye hükümeti biraz iyimser davranılmış dendi ama biz heyecanla bekliyoruz. Eğer gerekli yatırımlar yapılırsa bu 10 hedefi gerçekleştirebileceğimize inanıyorum.

-Bilimin ülkemizde yeterince geliştiğini düşünüyor musunuz ?

Bilim aslında evrensel bir olgudur. Siz burada bir şeyi keşfettiğiniz zaman bu bilgi bütün Dünya’ya bir şekilde yayılıyor. Tabi bazı bilgiler daha geç ulaşıyor olabilir. Herkes önce kendi keşfettiğini ilk kendisi kullanmak isteyecektir. Fakat genel olarak günümüzdeki bu iletişim çağında bir bilim insanı keşif yaptığında bunu bir uluslararası bir makalede, dergide yayınlar. Bunu bilgi hemen dünyanın her yerine ulaşır. Dolayısıyla Avrupa’ da Uzak Doğu’da oluşan bir gelişme dünyanın hemen her yerine hızlıca yayılacaktır. Dolayısıyla biz bilimde geride miyiz diye düşünmem. Hemen hemen dünyayla aynı seviyede olduğumuzu söyleyebilirim. Çünkü bilim evrensel bir olgu.

SPACEMAG TÜRKİYE’Yİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN: TWİTTER, instagram, YOUTUBE

Tabi parantez açıyorum bazı bilgiler saklanıyor, gizleniyor olabilir ama genel olarak herkesle aynı seviyedeyiz. Ama bu bilimi ne kadar kullanabiliyoruz bu başka bir boyut. Bilim orada duruyor, bilgi orada duruyor. Biz bunu ne kadar değerlendiririz? Ve biz bu bilimi geliştirmek için ne kadar katkı sağlayabiliriz ? Tüm dünya el birliğiyle bilimi geliştirmeye çalışıyor ama Türkiye bunun neresinde ?Türkiye ne kadar katkı sunabiliyor bu gelişime? Onu konuşmamız lazım. Bence elimizde ki olanakları olabildiğince iyi kullanıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında çok yetenekli bilim insanlarımız var. Yurtdışında eğitim alıp geri dönmüş burada bilgilerini paylaşan, yeni öğrenciler eğiten bilim insanlarımız var. Ama bence kesinlikle yine de yeterli değil. Mesela bizim üniversite sayımıza bakacak olursanız, yayınladığımız makale sayısını ele alacak olursanız ve bunu bir Avrupa ülkesiyle kıyaslayacak olursanız ve bu üniversitelerden kaç tane yayın çıkıyor?

EVRENDE KÜÇÜCÜK BİR YERDE YAŞIYORUZ

Sadece yayın sayısı da önemli değildir. Sizin yaptığınız bir yayının bilim insanları tarafından ne kadar çok kullanıldığı önemlidir. Bunu da anlama yöntemi atıfla yapılır. Eğer ben sizin çalışmanızı alır ve onu kullanırsam kendi çalışmamda size atıfta bulunmam gerekir. Ben şu kişiden şu çalışmayı aldım ve bunu kendi çalışmamda kullandım. Biz buna atıf sistemi diyoruz. Bir bilimsel makalenin ne kadar iyi olduğunu kaç tane atıf aldığı söyler. Kaç tane farklı bilim insanı ondan yararlanmış? Bizim bazı konularda makale sayımız fazlayken bu kadar fazla makalenin atıf alamadığını görüyoruz. Dolayısıyla yapılan çalışmaların kalitesinde de bir problemimiz var. Aslında problemler genel olarak biliniyor. Umuyorum yakın gelecekte bunların üzerine eğilinir ve hızlıca bir reform yapabiliriz. Umuyorum üniversitelerimiz de çok daha az sayıda çok daha kaliteli bilim üretmek adına gelişmeler yapılacaktır.

-Gelecek konusunda ülkemizde ve Dünya’da bilimin gidişatın yorumlar mısınız ?

Tabii, bilim çok heyecan verici bir şekilde gelişiyor ve teknolojiyle birlikte gelişiyor. Bilim ileri doğru bir adım attığında teknoloji 3 adım ileri atıyor sonra bilim biraz geride kalmış gibi görünüyor ama bilimde de sonradan bir gelişme oluyor. Yani bilim ve teknoloji birlikte büyüyen iki farklı olgu. Fakat artık günümüzde hiçbir ülke tek başına çığır açacak gelişmeler gerçekleştiremiyor özellikle astronomi alanında. Çünkü astronomi de daha derin uzayı gözlemleyebilmek için, daha detay gözlemleyebilmek için devasa teleskoplara ihtiyaç duyarız. Ve bu kadar büyük teleskoplar yapmak büyük bütçeler ister. Bu kadar büyük bütçeleri hiçbir ülke tek başına karşılayamıyor günümüzde ve iş birliğine gidiliyor.

Çok büyük iş birlikleri var özellikle Güney Amerika’da bulunan Şili’de kurulu olan Güney Avrupa Gözlemevi’nin (ESO) çok büyük gözlemevleri ve çok büyük teleskopları var. Ve ESO’nun içerisinde üye olan çok fazla ülke var. Sonra yine Afrika’nın güneyinde kurulmuş olan çok büyük teleskoplar var, Avusturalya da kurulmuş olan çok büyük teleskoplar var, Hollanda da kurulan çok büyük bir teleskop dizisi var. SKA kuruluyor bir süredir. Bunlar devasa gözlemevleri. Özellikle SKA yapılanların en büyüğü olacak şu an hala yapım çalışmaları devam ediyor ama burada getireceğim nokta şu; ne yazık ki Türkiye bunların hiçbirine üye değil.

Artık çok ileri düzeyde bilim yapmak istiyorsanız bu devasa gözlemevlerine ortaklıklar kurmanız gerekiyor. Çünkü çok büyük bütçelerle kurulabiliyor o gözlemevleri ve o gözlemevlerinden yapılacak gözlemlerin verileri öncelikle üye ülkelerle paylaşılıyor veya o gözlemevini kullanmak isteyen kişiler arasından öncelikler üye olan ülkelere veriliyor. Mesela siz bir üye ülke astronomusunuz ve ben değilim. Sizi o gözlemevinde gözlem zamanı alıp o teleskopu kullanma olasılığınız benden çok daha yüksek. Dolayısıyla bizim kendi bilim insanlarımızın da bu en iyi teleskopları ulaşabilmesi için buralara kesinlikle üye olmamız lazım. TUA sanıyorum bu konunun üzerine de eğiliyor. Yaptığı açıklamalardan bunu anlıyorum. Umuyorum ki yakın zamanda böyle büyük gözlemevlerine de Türkiye’nin üyelikleri gerçekleşecek ve bizde bu ortak çalışmalara katılacağız.

-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bilim çok heyecanlı, çok harika bir alan. Bilinmeyeni keşfetmeye çalışmak özellikle astronomi de bu çok daha fazla. Büyük bir oyun alanımız var devasa bir evrende küçücük bir gezegenin üstünde yaşıyoruz. Çok çok çok büyük sözlerle ifade edilemeyecek kadar büyük bir alanda küçücük bir yerde yaşıyoruz ve keşfedilmeyi bekleyen o kadar çok şey var ki. Dolayısıyla ben özellikle genç arkadaşlarımızın meslek seçmemiş olan veya mesleğini seçmiş ama araştırmaya meraklı olan arkadaşlarımızın astronomi, yazılım ve robotik üzerine eğilmelerini öneririm. Gelecekte bu üç alan çok değerli ve çok önemli olacak. Günümüzde bile çok önemli olmaya başladı zaten.

Ve bunun yanında insanların bilgi birikimini paylaşmasını da öne çıkarmaya çalışıyoruz. Biz Ahtopot adlı Youtube kanalında bunu yapmaya çalışıyoruz. Kim olursan ol, ne konu üzerinde bilgin varsa bu bilgini paylaş. Bildiğin, öğrendiğin seni heyecanlandıran ne varsa bu bilgileri çevrenle paylaşmaya çalış. Bilgi paylaşınca güzel. Dolayısıyla bende bu röportajı okuyan, takip eden herkesten bilgilerini çevresiyle paylaşmasını, sürekli araştırmasını, meraklı olmalarını öneririm dilerim.

BAĞLANTILI HABER VE MAKALELER: FATİH ALTAYLI’DAN BOMBA BİLİM YAZISI: ‘BİLİME DEĞER VEREN DÜNYA GÜCÜ OLUR’

DAG TELESKOBU İÇİN İLK ‘IŞIK’ YANDI!

AY’DA İNŞA EDİLECEK TELESKOP