Home GELECEK METAVERSE, TEHLİKELERİ EN AZA İNDİREBİLİR Mİ?
GELECEK - 2 hafta önce

METAVERSE, TEHLİKELERİ EN AZA İNDİREBİLİR Mİ?

Deprem, sel, yangın gibi doğal afetlerin dışında beşeri afetler; savaş, hava kirliliği vb. günlük hayatımızı ciddi oranda etkilemektedir.

Günlük hayatımızda karşılaştığımız birtakım olaylar hakkında yorumda bulunup çıkarım yaparız. Bir yakınımızla veya arkadaşımızla görüşmemiz, sınıfta derse girmemiz, uyumamız gibi eylemlerin hepsi birer olaydır. Bu tür olayların dışında bizleri ürküten, deyim yerindeyse korkutan olaylar vardır. Bu olaylara “tehlike” diyoruz. Deprem, sel, yangın gibi doğal afetlerin dışında beşeri afetler; savaş, hava kirliliği vb. günlük hayatımızı ciddi oranda etkilemektedir. İşte bugün ki yazımızda karşılaştığımız bu tehlikeleri en aza indirmeye çalışacağız.

Tehlikeleri en aza indirebilmek için kullanacağımız araç ise, metaverse olacak.

Şimdi birlikte bir senaryo yazalım. Sıcak bir ağustos ayında salı akşamı evinizde uyuyorsunuz ve çevrenizde kayda değer anormal bir durum yok. Gece saatlerinde büyük bir ses duyuluyor ve bir anda bulunduğunuz yapı sallanmaya başlıyor. Korkuyla yatağınızdan fırlıyorsunuz ve aileniz varsa öncelikle onları korumanız gerekiyor. Beyin fonksiyonlarınız mantıklı düşünceden uzak bir şekilde sizi harekete geçiriyor. Kısacası, panik havasının hakim olduğu bir ortamdasınız. Sarsıntının büyüklüğü artıyor ve bina artık tasarlanan güvenlik sınırının ötesinde bir davranış sergiliyor. Gözünüzün önünde yapı stoğu çatırdamaya başlıyor. Sevdiklerinize son kez bakıyorsunuz ve yavaş yavaş bina çökmeye başlıyor. Birkaç saat sonra, şans eseri, enkaz altındaki bir boşlukta kalıyorsunuz ve sağ olarak çıkarılıyorsunuz. Arkanızı dönüp baktığınızda sevdiklerinizin naaşı enkaz altından çıkarılıyor. Kendinizi affedemeyeceğiniz bir şekilde önünüze dönüp ağlamaya başlıyorsunuz. Bu bahsettiğim olay, yakın zamanda Türkiye’de birçok defa yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.

Hangimiz sevdiklerinden bu şekilde ayrılmak ister? Eminim hiçbirimiz istemeyiz.

Zamanda biraz geriye gidelim. Çalıştığınız iş yerinden evinize döndünüz ve oldukça yorgunsunuz. Televizyonun karşısında oturuyorsunuz ve kalkacak haliniz yok. Meta evrenine bağlanmak için kullandığınız gözlük hemen yanınızda duruyor. O sırada akıllı telefonunuza bir bildirim geliyor. “Deprem Eğitimi, saat 21:00’de Meta evreninde” diye. Telefonunuza baktınız ve bu eğitimi alabileceğiniz çeşitli kurumlar, kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve derneklerin mevcut olduğunu biliyorsunuz. Ancak, hem mental hem de fiziki açıdan oldukça yorgunsunuz ve kalkamıyorsunuz. İşte tam bu noktada meta evreni devreye giriyor. Gözlüğünüzü takıp ilgili eğitime bağlandıktan sonra, koltuğunuza uzanıyorsunuz ve tek yapmanız gereken sadece izlemek.

DEPREM VE TSUNAMİ

Saat 21:00’de eğitim başlıyor, deprem ile ilgili kişiyi sıkmayacak ve görsel etkenlerle desteklenen bir sunum izliyorsunuz. Bu sunumu izledikten sonra, simülasyonun başlayacağına dair bilgi veriliyor. Simülasyon, bir ev ortamında gerçekleşiyor. Burada ev olarak bahsettiğim yüksek katlı bina. O sırada bir sarsıntı başlıyor ve ne yapacağınız hususunda bir kontrol listesinin olduğunu görüyorsunuz. Kontrol listesinde deprem anında ne yapacağınıza dair yönergeler mevcut. Her bir yönergeyi doğru yaptığınızda puan kazanıyorsunuz. Almış olduğunuz bu puanlar ile bir sonraki simülasyona geçiş için bilet niteliğinde. Belirlenen eşik puanını geçtikten sonra, yüksek katlı binalar için, eğitimi tamamlıyorsunuz. Bir sonraki eğitim, iş yeri. Bu simülasyonlar, çeşitli ortamlarda sürekli devam ediyor ve deprem anında ne yapılması gerektiği üzerine bilinçleniyorsunuz. Hatta, tsunami anında ne yapmanız gerektiği üzerine de bir simülasyonda görev alıyorsunuz.

Tsunami deyip geçmeyin, Türkiye’de 2020 yılında Ege Denizi depreminde tsunami gerçekleşti. Saat 22:30 olduğunda gözlüğünüzü çıkarıyorsunuz. Derin bir nefes alıp yatağınıza giderken katılmış olduğunuz deprem eğitimine hem görsel hem de aktif bir şekilde görev almanın mutluluğunu yaşıyorsunuz.

Yukarıda, üçüncü paragrafta anlatmış olduğum senaryo, aslında bir senaryo değildi. 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nden bahsetmiştim. Eminim, etkisi uzun bir süre unutulmayacak. Deprem üzerinden yaklaşık yirmi üç yıl geçmesine rağmen hala birçok konuda eksiğimiz var. Geçen yirmi üç yılda, binlerce deprem oldu ve olmaya devam etmekte. Peki ya bizler? İçinde yaşadığımız bu statik yapıların bizi her türlü sarsıntıdan koruyacağına dair inancımız nereye kadar sürecek?

“Deprem değil, bina öldürür” cümlesi yerine “Deprem değil, bilinçsizlik öldürür” dememiz daha mantıklı olacaktır. Bu bilinçsizlik, insan hayatına, maddi zararlara neden olmaktadır. Bu bilinçsizliği, Meta evreni ile asgari düzeye indirebiliriz. Metnin ilk başlarında belirtmiş olduğum afetler de buna dahildir. Metaverse’nin getirmiş olduğu imkanlar sayesinde afetlerin yaratmış olduğu “Tehlikeyi” en aza indirebiliriz.

BAĞLANTILI HABER VE MAKALELER: METAVERSE KAVRAMI HAYATIMIZA NASIL GİRDİ? NELERİ DEĞİŞTİRECEK?

METAVERSE’ÜN POTANSİYEL RİSKLERİ VE DEZAVANTAJLARI

METAVERSE’DE SOSYALLEŞEBİLECEĞİNİZ ÜÇ İLGİNÇ YER