Ana sayfa GÜNEŞ SİSTEMİ MARS’LA İLGİLİ 6 BÜYÜK GİZEM
GÜNEŞ SİSTEMİ - 23 Temmuz 2019

MARS’LA İLGİLİ 6 BÜYÜK GİZEM

Mars, Çinli eski gök bilimciler tarafından "ateş yıldızı" olarak bilinirdi. Bugün bilim insanları hâlâ Kızıl Gezegen’le ilgili cevapların peşinde. Mars’la ilgili hâlâ çözülmemiş olan en büyük gizemlerden bazıları şöyle.

Mars’ın Neden İki Yüzü Var?

Fotoğraf: ESA/DLR/FU Berlin (G. Neukum)

Bilim insanları onlarca yıldır Mars’ın iki tarafı arasındaki farklılıklar üstüne kafa yoruyor. Gezegenin kuzey yarımküresi düzgün ve alçak. Bir zamanlar Mars yüzeyinden akan suyla şekillenmiş olma potansiyeli bulunan bu bölge, güneş sistemindeki en düz ve pürüzsüz yerler arasında.

Diğer yandan, Mars yüzeyinin güney yarısı engebeli ve yoğun şekilde kraterler içeriyor. Yüksekliği ise kuzey havzasına göre yaklaşık 4 km ila 8 km daha fazla. Yakın zamanlı kanıtlar, gezegenin kuzey yarısı ile güney yarısı arasındaki bu büyük farklılığın, uzun zaman önce gezegene hızla çarpmış olan dev bir uzay taşından kaynaklandığını ortaya koyuyor.

Su Var Mı?

Foto: NASA/JPL-Caltech/Arizona Üni.

Bir zamanlar Mars’ın yüzeyinde akan sular bulunduğunu ortaya koyan fazlaca kanıt bulunmakla birlikte, şu anda Kızıl Gezegen üstünde suyun ara ara akıp akmadığı hâlâ bilinmezliğini koruyor. Gezegenin atmosferik basıncı, suyun yüzeyde kalması için fazla düşük; dünyadaki atmosferik basıncın yaklaşık yüzde biri oranında. Diğer yandan, Mars yamaçları üzerinde görülen koyu ve dar çizgiler, bu yamaçlardan her baharda tuzlu su aktığının ipucunu veriyor olabilir.

Mars’ta Okyanuslar Mı Vardı?

Fotoğraf: G. Di Achille

Mars’a yapılan sayısız görev, Kızıl Gezegen’in bir zamanlar yüzeyinde su akacak kadar sıcak olduğunu gösteren bir dizi özellik ortaya koymuştur. Bu özellikler arasında, oluşmaları için suya ihtiyaç olan çok büyük okyanuslar, vadi ağları, nehir deltaları ve mineraller bulunmaktadır.

Bununla birlikte, Mars’ın eski ikliminin şu anki modelleri, bu düzeydeki sıcaklıkların nasıl var olmuş olabileceğini açıklayamamaktadır. Güneşin o zamanlarda çok daha zayıf olması, bu özelliklerin rüzgarla ya da başka mekanizmalarla oluşmuş olup olamayacağına dair soruları akla getirmektedir. Yine de Mars’ın eski zamanlarda yüzeyinin en az bir bölgesinde su bulunmasını sağlayacak kadar sıcak olduğunu gösteren kanıtlar bulunmaktadır. Diğer bulgular ise Mars’ın eskiden sıklıkla tartışıldığı gibi soğuk ve kuru ya da sıcak ve nemli değil, soğuk ve nemli olduğuna işaret etmektedir.

Mars’ta Hayat Var Mı?

Fotoğraf: NASA/JPL/Cornell

Mars’a başarıyla iniş yapan ilk uzay aracı olan, NASA’ya ait Viking 1, hâlâ çözülemeden kalmış bir gizemin tohumlarını attı: Mars’ta yaşam kanıtı var mı? Viking, Mars’ta yaşam belirtisi arama konusundaki ilk ve şimdilik tek girişimi temsil etti. Elde ettiği bulgular bugün hararetle tartışılıyor. Viking metil klorür ve diklorometan gibi organik moleküller tespit etti. Ancak bu bileşikler yeryüzüne ait kontaminasyon olarak atılmıştı. Başka bir deyişle, bunlar, henüz Dünya’dayken uzay aracını hazırlamak üzere kullanılan temizlik maddeleriydi.

Mars’ın yüzeyi, bildiğimiz haliyle, soğuk, radyasyon, aşırı kuraklık ve diğer etmenler açısından hayatı destekler durumda değil. Bununla birlikte, yeryüzünde Antarktika’nın kuru vadilerinin soğuk ve kuru toprakları ile Şili’deki aşırı kurak Atacama Çölü gibi zorlu ortamlarda süren yaşamlara dair sayısız örnek de var.

Dünya’da su olan hemen her yerde yaşam da bulunmakta. Mars’ta bir zamanlar okyanus bulunma olasılığı, birçok kişinin Mars’ta daha önce hayat olup olmadığını, olmuşsa bunun sürüp sürmediğini düşünmesine yol açıyor. Bu soruların cevaplanması, evrenin geri kalanında yaşamın ne kadar yaygın olabileceği konusuna da ışık tutabilir.

 

Dünya’daki Hayat Mars’tan Mı Geliyor?

Fotoğraf: NASA/JPL

Antarktika’da keşfedilen ve kozmik etkilerle Mars’tan fırlayarak gelmiş olan meteoritlerin yapıları, yeryüzünde mikroplarca yapılanlara benzemektedir. O zamandan beri yapılan birçok araştırma bu yapılara dair biyolojik açıklamalardan ziyade kimyasal açıklamalar ortaya koysa da bu konudaki tartışmalar sürmektedir. Bu bulgular, Dünya’daki hayatın aslında uzun zaman önce Mars’ta oluşup meteoritlerle buraya taşındığı konusundaki ilginç olasılığı doğurmaktadır.

İnsanlar Mars’ta Yaşayabilir Mi?

Fotoğraf: ESA/IPMB

Geçmişte veya bugün Mars’ta yaşam olup olmadığı sorusuna cevap bulmak için insanların gerçekten de bu gezegene gitmeleri gerekebilir.

1969 itibariyle NASA’nın planı, 1981 yılında insanlı bir Mars görevi yapmak, 1988’de ise kalıcı bir Mars üssü oluşturmak olmuştur. Ancak gezegenler arası insanlı yolculuklar bilimsel ve teknolojik açıdan bariz zorluklar taşımaktadır. Bu yolculuklarda, seyahat etmenin zorluklarıyla uğraşmak gerekecektir: besin, su ve oksijen meselesi, yerçekimsiz ortamın zararlı etkileri, yangın ve radyasyon gibi potansiyel riskler ve bu astronotların ulaşabilecekleri herhangi bir yardımdan milyonlarca kilometre ötede, her seferinde uzun yıllar beraberce kapalı kalacakları gerçeği. Başka bir gezegene iniş yapmak, burada çalışmak, yaşamak ve buradan geri dönmek de bambaşka zorluklar ortaya koyacaktır.

Bununla birlikte astronotlar bu keşfi yapma konusunda istekli görünmektedir. Örneğin bu yıl altı gönüllü, baştan sona Mars’a insanlı bir yolculuğun bir örneğini yapma amacı taşıyan ve bugüne kadar yapılmış en uzun uzay uçuşu simülasyonu olan sözde Mars500 projesinde yaklaşık bir buçuk yıl yapay bir uzay aracında yaşamıştır. Kızıl Gezegen’e yapılacak tek yönlü bir yolculuk için bile gönüllü olan çok sayıda kişi bulunmaktadır. Kaya yiyen minik mikroplar Mars’ta dünya dışı kaynaklar ortaya çıkararak ilk insan sömürgecilerine ön ayak olabilir ve çiftçiler gezegenin yüzeyinde ürün yetiştirebilir. İnsanların Mars’a gidip gidemeyeceğine dair gizem, büyük ölçüde, baştakilerin buraya gitme konusunda ikna olup olmayacaklarına bağlı olacaktır.