Home UZAYRAZZİ TANRI’NIN GÖZÜNDEKİ ZERRE
UZAYRAZZİ - 2 hafta önce

TANRI’NIN GÖZÜNDEKİ ZERRE

Spacemag Türkiye bilim kurgu yazarı Volkan Güven, Tanrı'nın Gözündeki Zerre'yi meraklılarına şiddetle tavsiye ediyor.

Merhaba, değerli bilim kurgu severler.  Bu yazımda space opera türünün en güzel örneklerinden biri olan, Larry Niven (Halka Dünya) ve Jerry Pournelle’in yazdığı Tanrı’nın Gözündeki Zerre’yi sizler için inceleyeceğim.

Öncelikle kitabımızın konusuna kısaca bir göz atalım:

“-Bu saçma bir fikir.”

“-Evet, efendim.”

“-Saçma fikirler acil durumlar içindir. Eğer başka deneyecek herhangi bir şey yoksa onları kullanırsın. İşe yararlarsa, artık kuralların bir parçası olurlar. Aksi takdir de kuralları takip etmen gerekir, bunlarda çoğunlukla işe yaramış saçma fikirlerden oluşmaktadır.”

Dünya’dan altı yüz ışık yılı uzakta, gezegenimizden bakınca Samanyolu’nun güney kısmında isimlerinin hakkını veren bir bulutsu gezinir: Kömür Çuvalı Bulutsusu ya da diğer ismiyle Kapüşonlu Adam. Ve bu adamın karanlığın ortasındaki zifiri boşluğunda başka kimseye ait olamayacak kadar parlak bir güneş ışıldar: Tanrı’nın Gözü. Oradadır hep, milyarlarca yıldır sonsuz kâinatı seyreder.

3017 yılında Göz’den insanlara doğru yaklaşan bir nesne tespit edildiğinde insanlık, Dünya’dan çıkıp birçok başka gezegene yayılmış, bir dizi yıkım savaşını atlatmış ve ikinci bir galaktik imparatorluk kurmuştu. Ama imparatorluk asilerle ve yeni gezegenlere yayılmanın sıkıntılarıyla uğraşıyordu.

Neyse ki ışık yıllarını hızla aşmalarını sağlayan Alderson Sürücüsü ve gemileri bir yıldızın kalbindeyken dahi koruyabilen Langston Kalkanı gibi teknoloji ürünlerine sahiptiler. Yalnız henüz başka bir bilinçli varlıkla karşılaşmamışlardı. İşte Deli Edi, insanlığı tam da bu haldeyken yakaladı.

KESİNLİKLE EZBER BOZUYOR

Tanrı’nın Gözündeki Zerre (bundan sonra TGZ diyeceğim) okuduğuma beni fazlasıyla memnun eden bir roman oldu. Romanın türünün  space opera olması ve uzaylılar ile ilk temas konusunu işlemesi dışında yazarların hiçbir şeyin kolayına kaçmadığını romanın detay seviyesinden çok rahat bir biçimde anlayabiliyorsunuz.

SPACEMAG TÜRKİYE’Yİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN: TWİTTER, instagram, YOUTUBE

Normalde space opera türünde okuduğum roman veya izlediğim filmlerde türün gereği olarak mutlak bir tutarlılık aramam. Fakat TGZ bu konuda da beni şaşırtarak hem içinde bulunduğu evrenin tarihçesiyle hem uzaylı türünün (zerrecikler) özellikleri, toplumsal ilişkileri ve insanlar ile olan etkileşimleri ile gerçekten ezber bozan ve temponun bir an bir bile düşmediği bir roman olmuş.

Genelde birçok film ve romanda gördüğümüz insanlıktan çok üstün uzaylı ırk klişesine düşmemeleri de ayrıca takdirimi kazandı diyebilirim. Bunun yanı sıra temponun sadece çatışmalar vasıtasıyla değil, her an ortaya çıkan çok yerinde kullanılmış sürprizler vasıtasıyla sağlaması da bence yazarların ustalığının belirgin bir kanıtı olarak öne çıkmakta.

SPACEMAG TÜRKİYE’Yİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN: LinkedIN, FACEBOOK, PİNTEREST

Eğer ayakları yere basan bir space opera romanı arıyorsanız; yaklaşık 700 sayfalık uzunluğu ile TGZ’ye bir şanş vermenizi şiddet ile tavsiye ederim.

Sağlıcakla Kalın.

BAĞLANTILI HABER VE MAKALELER: DUNE YAZI DİZİSİ -5: DUNE TANRI İMPARATORU

BUGÜNE KADAR UZAYA GÖNDERİLEN EN ACAYİP ŞEYLER NELER?

TARİHİN EN FELAKETLERLE DOLU YILI: M.S. 536